logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 04-25-2014
Saat: 03:13

FelsefeAcademisi.Com

Academi Öğrenmeyi Öğretir.
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

Hukuk Köşesi

Hukuk ile ilgili her türlü sorununuzu Hukuki Sorunlarınız sayfamızdan yada hukuk@felsefeacademisi.com adresine gönderebilirsiniz

Duyurular

Felsefe Grubu ile ilgili Dosyalarınızı yada Yazılı Sorularınızı ecemziya01@gmail.com adresine gönderin yayınlayalım."Başka sitelerden kopyalanan yazılı soruları veya cevap anahtarı olmayan sorular yayınlanmayacaktır"

Her türlü hukuki sorularınızın yanıtı için;"Hukuki Sorunlarınız" sayfamızı ziyaret edin.

YGS-LYS Puan Hesaplama aracımıza"Buradan" ulaşabilirsiniz.

REKLAM

reklam

Sayaç ve Dost Sİteler


Eğitim ve Ögretim Ödev
yazarYazar: admin | tarihTarih: 27 Mart 2012 / 22:20

Filozofların Hayatı , Görüşleri ve  Eserleri

THALES  (M.Ö. 624 ve M.Ö.546)

Sokrates öncesi dönemde yaşamış olan Anadolulu bir filozoftur. İlk filozof olarak kabul edilir.Thales’in herhangi bir eseri olmamasına rağmen felsefenin ve bilimin kurucusu sayılır. Thales eski yunandaki yedi bilgeden ilkidir.

Thales hakkındaki bilgilere Heredot , Diogenes Leartios ve B.Russell’dan elde edilmiştir.

 HAYATI

Bilimin doğduğu düşünülen Miletos’ta doğmuştur. Diogenes Leartios ; Thales’in Miletoslu  soylu bir ailenin oğlu olduğunu düşünmektedir.

Heredot’a göre  Thales M.Ö. 585  Mayıs  28 de gerçekleştiği kabul edilen güneş tutulmasını , önceden hesaplayıp haber vererek öncü bir rol oynamıştır.

Thales ilkçağ yunan felsefesinin , aynı zamanda İyonya(Milet)Okulu olarak bilinen M.Ö. 6. Yüzyılda ilk felsefe okulunu açmıştır.
DÜŞÜNCELERİ
Thales ilk unsur(Arkhe) olarak su’yu görür, her şeyin temelini su oluşturur. Ona göre “toprak suyun üzerimde durur, dünya su tarafında taşınıyor , su dalgalandığı zaman dünyada sallanıyor ve insanlar da deprem olduğunu sanıyorlar.” Bu bakımdan Thales bir doğa filozofudur , doğa üzerinde ilk defa Thales  konuşmuştur.

Din konusundaki görüşlerini yine Diogenes Laertios aktarır . Thales öncelikle , öncesiz ve sonrasız bir Tanrı kavramından sözeder. Ona göre tanrı iyi ve adildir , insanlarda öyle olmalıdır.

Matematik alanında çığır açmıştır. Eski bir yunan bilginine göre , denizcilere kuzey takım yıldızlarından Büyükayı yerine Küçükayı’ya bakarak yön bulmalarını  öğütlemiştir.Aynı zamanda Mısırlılardan geometriyi öğrenip Yunanlılara tanıtmıştır.

Bazı teoremleri:

-Çap çember iki eşit parçaya böler.

-Bir ikiz üçgenin taban açıları birbirine eşittir.

-İki doğrunun kesişme noktasındaki ters açılar birbirine eşittir.

-Köşesi çember üzerinde olan ve çapı g ören açı, dik açıdır.

-Tabanı ve buna  komşu iki açısı verilen üçgen cizilebilir.

Astronomi ile uğraşan ve gün dönümlerini önceden hesaplayan ilk astronom olmuştur. Ayın son gününe 30. Gün adını o vermiştir.Yılın içindeki mevsimleri de o bulmuştur, bir yılı 365 güne bölmüştür. Gölgemizin bizimle aynı uzunlukta olduğu zaman gözleyerek , piramitleri gölgelerine bakarak ölçmüştür. Aynı zamanda Nil nehrinin yükselmesinin rüzgara bağlı olduğunu bulmuştur.

ESERLERİ: Eseri yoktur.

 

ANAKSİMANDROS  (M.Ö.610-546)

Milletli olan Anaksimandros , ilk filozoflardan ikincisidir. Thales’ten sonra gelir ve onun öğrencisidir.

“Doğa üzerine” adlı bir eseri olduğu söylenir ve bu konudaki ilk eser olma özelliğini taşır. Anaksimandros  ilk güneş saatini bulduğu ve ilk haritayı çizdiği söylenir. Hocası Thales gibi o da doğa üzerine görüşler bildirir ve arkhe sorunu üzerinde durur. Ona göre ilk neden sonsuz ,sınırsız (Apeiron) olan bir “şey” olmalı , belirli bir şey olmamalı; çünkü belirli olan sonlu ve sınırlı olur, belirli olan karşıtı ile sınırlıdır: Sıvı olan katı ile , karanlık olan aydınlık ile sınırlanmıştır. Her belli olan mutlak sınırlıdır, bunun için arkhe sonsuz olmalıdır, var olan her şey varlığını bu ilkeden almıştır.Apeiron denen sonsuz sınırsız şey  deneyimlerden elde edilen maddi şeylerin ötesinde , algılanamayandır; Apeiron yaratılmamıştır , yok olmayacaktır , onun hareketi de kendisi gibi öncesiz ve sonrasız olduğundan ,bu hareket sonucu belli tözlerin ayrışmasıyla varlıklar meydana gelmiştir. Anaksimandros’a göre Dünye evrenin merkezindedir ve hiçbir şeye dayanmadan duran bir silindir gibidir , bu şekilde evren tasarımını ilk olarak ortaya atan kişi Anaksimandros’tur.

Thales’in öğrencisi olan Anaksimandros tarihsel kaynaklara göre düşüncelerini ilk kaleme alan filozoftur ve eseri grek dilinde düzyazı olarak kaleme alınmış ilk kitaptır.yazdıklarından sadece bir cümlesinin günümüze ulaştığı söylenir.(söz konusu cümlede su ve ateş gibi tözlerin ortaya çıkışı ,haksızlıkların cezalandırdığı insan toplumundan elde edilen mecazlarla betimlenir.örneğin ne sıcak ne de soğuk süreklidir , her ikisi de aralarındaki dengeyi korumak için ödün verirler.) Anaksimandros hem bir doğa filozofu hem de bir doğa araştırıcısıdır. Birçok kişi tarafından astronominin kurucusu sayılır ve ilk kez  kozmoloji ya da sistematik felsefe görüşü geliştiren kişidir. Felsefede “arkhe” terimini ilk  getiren filozoftur.

ESERLERİ: Doğa Üzerine

 

ANAKSİMENES (M.Ö. 588-524)

Millet okulunun üçüncü ve sonuncu düşünürüdür. Thales , değişmeyen ilkenin su olduğunu söylerken,  Anaksimenes  ana madde olan (arkhe) şeyin hava olduğunu ileri sürmüştür. Hava hem sıkışan hem de genleşen bir şey olmakla , evrendeki her şeyi bu sıkışma ve genleşme sonucu meydana gelmiştir. Anaksimnes’in arkhe olarak öne sürdüğü hava , ona göre sürekli bir hareket ve d yüzdende canlı değişim durumundadır ve bu yüzden de canlı varlıklardaki hayat belirtisi ve hareketin sebebidir. Anaksimenes dinin de etkisinde kalarak insanın aldığı nefesle ruhu bir ve aynı saymakla  , küçük evren olan insanla büyük evren olan kainatın aynı ruhu taşıdığını söylemiş olmaktadır. O bunu şöyle ifade  eder.”Nasıl hava olan ruhumuz bizi hükmü altında bir arada tutuyorsa , bütün kozmosu da soğuk hava öylece sarıp tutar”. Bundan her şey havadan geldiği gibi yeniden havaya döner.  Anaksimnes de öncülleri gibi panteisttir . Çünkü  varlığın ana maddesi olarak havayı (aer) Tanrı olarak düşünmektedir. Havayı ve Tanrıyı insanın ruhu gibi evrenin de ruhu olarak görüyordu.

Anaksimnes’e göre bizi ayakta tutan ,canlılığımızı sağlayan nefesimiz, havadan ibarettir, böylece ruh kavramını ilk defa ortaya çıkaran kişidir.

Ayrıca ay tutulmasını da ilk olarak doğru açıklamasını yapmıştır.

Bugün az çok geçerliliği olan depren teorisi de kayda değer bir bilgidir.

Millet okulunun son filozofu olan Anaksimnes , Anaksimandros’un öğrencisidir.

Ona göre : -Yeryüzü tepsi şeklindedir , yassılığından dolayı havanın üzerinde durur

-Yıldızlar ise yeryüzünün altında değil  ,gökyüzüne çivi gibi çakılıdırlar ve dünyanın etrafında   bu şekilde dönerler.

-Güneş bir yaprak gibi yassıdır.

ESERLERİ: Doğa üzerine (Anaksimandros’un eseriyle aynı ismi taşır)

 

SOKRATES (M.Ö.470-399)

Antik Yunan felsefesinin kurucularındandır.

Heykel ustası Sofroniskos ile ebe Fenarete’nın oğlu olan Sokrates’in tam olarak kim olduğu başlı başına bir felsefi problemdir.

Sokratesin kişisel ve felsefi yönü üzerinde pek çok kişi(Platon,Aristo, Aristofanes,Ksenofon) pek çok öykü anlatmış ve bilgi vermiştir.

Sokrates edebi verimin yüksek olduğu bir dönemde hiçbir şey yazmadığı gibi , Profesyonel olarak öğretmenlik yapan “bilgi hocalarının” ortaya çıktığı(sofistler) bir dönemde öğretmenliği resmi bir meslek olarak seçmemiştir.

Hayatı Atina’da geçmiştir, sadece üç defa Atina’dan ayrıldığı söylenir. Birincisinde askerlik görevinden dolayı. İkincisinde Delfi’ye gidip biliciye danışmak ve son defa orada üzerinde “kendini bil” sözünün yazılı olduğu Apollon tapınağını görmek için bu kentin dışına çıktı.

Sokrates insan felsefesine yoğunlaşmış bunun için ahlak felsefesinin (değer) öğretisinin kurucusu sayılır. Sokrates’ten geriye kalanlar bir öğretiden çok, bireylerin bilinçlerine , kendi özlerinin ne olduğunu göstermeye , onların kendilerini tanımalarını sağlamaya çalışmıştır.

Sokrates önceleri doğa bilimleriyle , özellikle canlı varlıkların çoğalması ve kaybolup gitmesi gibi problemlerin üzerinde araştırmalar yapmıştır. Bu uğraşısı onu matematiği  ve doğa filozoflarının dünyayla ilgili öğreti ve de görüşlerini incelemeye yöneltmiştir.

Yüzeysel bilgiyi aşma ve şeylerin gerçek bilgisine ulaşma isteği ile , bireylerin davranışlarında  ve yaşamlarında temel aldıkları inançları sorgulamaya yöneldi. Sokrates , inançlarını ayırım gözetmeksizin yadsımak için toplumun bütün kesimlerine seslendi ;bu tutumu da şiddetli tepkilerle karşılaşmış ve trajik bir biçimde ölümüne neden olmuştur.

Sokrates her türlü edinilmiş bilgiyi yadsıyan bir düşünceden yola çıkan yöntemiyle , yani diyalog sanatı ya da diyalektikle , insanlara , bilgiye sahip olduklarını sandıklarını, oysa sahip olmadıklarını ironi (alaysama) yöntemiyle kanıtlıyordu.

Bir karara varmak gerektiğinde , çaresiz kalan muhatapları, kendisinden , sorunla ilgili düşüncelerini aktarmasını talep ettiklerinde , Sokrates filozofça geri çekiliyor, bu da genellikle muhataplarının öfkelenmesine neden oluyordu.

Bu dönemin Atina’daki  düşünürler Sokrates’in  halkı toplayıp, ders vermesini hoş karşılamıyor ve Sokrates’in mevcut bilgilerin yanlış olduğu söyleminin halkı yoldan çıkardığı fikrini yayarak , onu mahkemeye verirler.

Sokrates yargılanır ve suçlu bulunur, idam cezası onaylanmadan önce , hakim Sokratese söz konusu sözlerin kendisine ait olamadığını, söyler yalanlarsa , idam kararını bozacağınımsöyler. Sokrates teklifi reddeder.Der ki “ben söylemedim dersem , düşüncelerimin insanlar için hiçbir önemi kalmaz. Beni idam edin, çünkü idam ederseniz , düşüncelerim sizin sayenizde bütün dünya insanlarına yayılacak ve binlerce yıl sonra Sokrates ismi biliniyor olacak”der. Hakim idam iptali şartını yineler ve Sokrates “Evet , ben bunları söyledim, düşüncelerimin ,hayatım pahasına arkasındayım “der ve affı tekrar reddeder.

Sokrates’in cezası zehirlenerek öldürülmektir. O zehrin başkası tarafından verilmesini reddeder ve baldıran zehrini kendisi içerek onurlu bir şekilde yaşamına son verir.

Sokratesin son günü Platon tarafından phaidon adlı diyalogunda anlatılır.

Sokrates yaşamının son gününü dostları Kebes ve Simnias ile ruhun ölümsüzlüğü üzerinde konuşarak geçirdi.

Sokrates baldıran zehrini içtikten sonra yatağına uzanır ve hakka yürümeyi beklerken , son sözleri şunlar olmuştur.”Krito, Aeskulapius’a bir horoz borçluyuz ; onu sakın unutma öde “. Bu arada zehir bedenine hızla yayılıyordu , çevresindeki dostlarına “artık bedenimi hissetmiyorum” diyerek vedalaşırcasına herkese sırasıyla göz gezdirir, bu arada zehir yüreğine ulaşır büyük bir sarsıntı geçirerek ölür. Hemen yanındaki Krito Sokratesin ağzını ve gözlerini kapatır.

Sokrates entelektüel Atinalılar’ın yaptığı gibi baskılardan kaçmayıp, tiranların idaresinde yaşadı. Sivri dilinden dolayı Tiranlar tarafından ölüme mahkum edildi.Sokrates, mahkemede , yargıçlara karşı af dilemeyi değil , fikirlerini savundu.İdamı Atinanın kutsal günü olduğu için ertelendi.

Zindana atıldı ,orada öğrencileriyle sohbetler etti , kaçırılması teklifini geri çevirdi; çünkü kaçsaydı hain ve suçlu olarak görülecekti , bitkilerden oluşturulmuş baldıran zehrini içerek öldü.

Sokrates öldükten sonra Atinalılar hatalarını fark ettiler. Kendisini dava edenlerden birisini yargılayıp idam ettiler , diğerini sürgün ettiler.

Sokratesin büstünü yapıp Atina Tapınağına koydular. Davayı baştan sona izleyen öğrencisi Platon, savunmasını Sokratesi’in savunması adı altında kitaplaştırdı ve bu eseri günümüze kadar orijinalliğini koruyarak gelmiştir.

                                                     ÖĞRETİSİ 

Sokrates bilgi konusunda doğuştancı(inneist) dır. Ona göre bilgiler doğuştan gelir, akıl bilginin taşıyıcısıdır. Bu görüşüyle onun rasyonalizmin temsilcisi olduğu görülür.

Sokrates’e göre öğretmen öğrencisine yeni bir şey öğretmez , sadece aklında var olanları hatırlatır. Bu hatırlatmayı da Maiotik(düşünce doğurtma)yöntemi ile yapar.

Sokrates böylece kesin ve genel geçer bildinigilerin var olduğunu ve bilginin doğuştan geldiğini savunurdu.

Sokrates ahlak konusunda yine bilmeyi temele alır .Ona göre hiç kimse bilerek kötülük yapamaz , kötülük olsa olsa bilgisizlikten gelir, birey kendisini tanıdığı sürece bilgilerinin farkına varacak ve bu ilke doğrultusunda hareket edecektir. Ona göre erdem ile bilgi aynı şeydir, ancak doğru bilgi doğru eyleme götürür ve “kendini bil” der.

ESERLERİ: Eseri yoktur.

 

 

                                              PLATON (EFLATUN) (M.Ö. 427-347)

Aristokrat bir ailenin çocuğu olan Platon  M.Ö. 427 yılında Atina’da doğmuş ve iyi bir eğitim görmüştür. Sokrates’in öğrencisi olan Platon , Sokrates’in ölümüne kadar (8 yıl) öğrencisi olmuştur.

Hocasının ölümü üzerine Megara’ya gitmiş, oradan Mısıra daha sonrada pythagorasçıların etkinliğinin hüküm sürdüğü Sicilya’ya (İtalya) geçmiştir. Yaklaşık 10 yıl sonra tekrar Atina’ya dönmüş ve Ünlü okulu olan Akademiyi kurmuş , dersler vermeye başlamıştır. 81 yaşındayken M.Ö. 347 de ölmüştür.

 ÖĞRETİSİ

Platon’un felsefesi , ilk ciddi sistematik felsefe girişimi olarak kabul edilmektedir. Platon , tüm felsefesinin temelini “idealar kuramı” ile atmış ve bütün öğretilerini bu kurama dayandırmıştır. Platon için idealar gerçekliği temsil ederken , gerçek alem  bu dünyadaki nesneler de yalnızca birer yansımadan , gölgeden  ibarettir. Platon idealar alemine iki biçimde gitmeye çalışır : Birincisi Sokrates’in kavramının tözleştirilmesi , ikincisi de anlıkta bulunan ve duyuların ötesine geçen matematik nesnelerden.

Duyular alemi ancak idealar aleminin bir kopyası olduğu için , Platon için fazla değer taşımaz. “Varlık nedir”? sorusu Platon felsefesinin temel noktasını oluşturur ve cevap olarak da varlığın “idea” olduğu görüşü yerleştirilir. Platon idealara yükselmek için bu dünyanın bir basamak olduğunu “hades” denen diğer dünya hayatıyla olan ilişkinin bir hatırlama dolayısıyla ruh tarafından  gerçekleştirildiğini söylemektedir.

Platon felsefesinde idealar ontolojik  , teleolojik ve lojik olmak üzere üç anlama sahiptir. Ontolojik yönü kendinde varlığı , gerçek varlık olan ideal formu temsil eder. Bir şey, ideanın ona katılmasıyla o şey her ne ise  o şey olabilmektedir.

Platona göre gerçekliği olmayan ve bu yüzden de gerçekliği akılla değil de duyular ve arzularla kavranılan varlıklardan oluşan doğa veya evren , idealar dünyasının kopyasıdır. Nesneler dünyasının varlığı bir sanıdan ibaretken  , gerçek varlığın bilgisi , varlığın varoluş sebebi olan idealar alemidir. İdealar dünyasındaki varlıkların bilgisine yalnızca bilge insanlar ulaşabilir.

Platona göre idealar değişmediği halde , duysal dünya sürekli bir değişim içindedir. İdeaların tam ve
eksiksiz oluşuyla duyusal evrenin eksikliklerle dolu oluşu ve bir görüntüden ibaret olmasından dolayı  Platon aradaki uyumsuzluğu  her iki evrende izler taşıyan bir madde ile aşmaya çalışmaktadır.    Bu madde görünmez , meydana gelmiş  tüm şeylerin nedeni olan , tüm evrenin temelini oluşturan şeydir.

 

ESERLERİ:Platonon eserleri zaman içinde şu şekilde gelişme göstermiştir.
Gençlik Dialogları: Apologia , Kriton ,Protagoras , İon , Lakhes ,Politeis I, Kharmides , Lysis , Euthyphron

Geçit Dialogları:Gorgias , Menon , Euthydemos , Küçük Hippias , Kratylos , Büyük Hippias , Menexenos


Olgunluk Dialogları:Symposion , Phaidon , Polteia II , Phaidros.


Yaşlılık Dialogları:Theaitetos , parmenides , Sophistes , Politikos , Philebos,Timaios, Kritias,Nomoi

 

FİLOZOFLAR VE ESERLERİ   KONULU   YAZIMIZ     TAMAMLANMAMIŞTIR   YAKINDA TAMAMLANACAKTIR

Anahtar Kelimeler:Filozofların Hayatı , Görüşleri ve  Eserleri  indir download thales anasimandros kimdir anaximandros yaşadığı yüzyıl hakkında herşey ilk felsefe okulu tüm ilk çağ filozofları iyoniya yunan düşünürler yaşamı yaşadığı doğduğu yerler ilgi alanları anadolu filozofu platon sokrates doğa  düşünürleri

 


Başlığım sayfa içeriği